BEŞ YIL ÖNCE YAZACAĞIM DERSİMDİ
Artvin- Borçka’da dünyaya gelmiş olan şair, düşünür, öykü yazarı ve Artvin’in ilk gazetecisi olan Hasan Çelebi’yi yazmak istediğim halde bunu bir türlü başaramadım, kısmet olmadı. 08 Haber gazetesi Kültür-sanat sayfası editörü, köşe yazarımız, yazar, şair, ozan ve sanatçı ağabeyim Rasim Yılmaz Çelebi’yi en güzel şekilde 24 Eylül 2008 yılında kaleme almış ve gazetemizde yayınlanmıştı.
Ben Hasan Çelebi ile hiç karşılaşmadım. Çünkü o gurbette yaşıyordu. Üstelik ben gazeteci olarak aktif, günlük yazılarıma başladığım günlerde hayata veda etmişti. Hatta bir dostumuzdan oğlunun telefonunu almış, başsağlığı diledikten sonra onun meşhur Kuruso Kralı’nı istemiştim. Yazarımız Rasim Yılmaz, Ankara’da olduğu için Hasan Çelebi’yi yakından tanıyordu. Ailesiyle söyleşi yapmıştı. Merhum Hasan Çelebi ile ilgili köyü olan Borçka İçkale köyünde çok hikâye anlatılır. Onun aydın ve bilge kişiliği dillere destandır. Onun ikiz olan torunları Hasan- Hüseyin Çelebi ile aynı dönemde Borçka’da okuduk.
Hasan Çelebi’nin gazetecilik yanından söz etmiştim. Çelebi, 7 Mart Gazetesini 20 Ekim 1956 yılında kurmuş. Bakın 57 yıl önce gazete kurmuş. Günümüzde uzundur köşe yazılarını okuyamıyorum, haberleri kısa yazın, bol fotoğraf koyun diyenlere Hasan Çelebi ibret-i alemdir.
20 Ekim 1974 yılından bu yana da Gazetenin İmtiyaz Sahibi olarak Tahsin ATASERT 37 yıldır yayın hayatına devam etmektedir. Tahsin Atasert’in arşivlerine baktığımızda ne yazık ki 1974 öncesi yok. Bunun nedeni de gazete arşivinin çıkan yangın sonucu yandığı ve yok olduğudur. Aslında o arşivler Borçka Kaymakamlığında veya adliyede olma ihtimali büyüktür, bakmak lazım.
Geçenlerde bir sohbet toplantısında merhum Hasan Çelebi konu oldu. Yine adından, yaptıklarından, insanlığından, dobralığından, olduğu gibi görünüşünden, göründüğü gibi oluşundan yani Mevlana’nın bahsettiği kişiliğinden söz edildi. Bir kere daha onu yazmadığımı fark ettim ve kendime de kızdım. O kadar çok kişiyi, yaz, çiz, öv, eleştir, Borçka’nın 20. Yüzyılda yaşamış en önemli değeri olan Hasan Çelebi’yi bir satır yazma. Üstelik bu adam bir gazeteci. Ha unutmadan bir gazeteci daha var. Onu da yazacağım. Çünkü gazetecilerin gazetecilerden başka dostu yok diyeceğim, bu da kocaman bir yalan olur ya!..
Sevgili Rasim Ağabey, Çelebi’yi çok güzel anlatmış. Ben onun yazılarından alıntı yaparak sizlere aktaracağım. Rasim Yılmaz o makaleyi Çelebi’nin ölümünden sadece 19 gün sonra yazmış. O açıdan da önemlidir. Çelebi aramızdan 2008 yılında ayrıldığında 89 yaşındaydı. Günümüz koşullarında uzun sayılabilecek bir yaş bu. 89 yılık yaşamına çok önemli anılar sığdırmış.
Onun hayat hikâyesine baktığımda Çelebi’de kendimi buldum. Gazeteyi kurduğunda İktidar Demokrat Parti’ydi. Adnan Menderes’in “Odunu koysam Milletvekili seçtiririm!” dediği, yıllarda gazetecilerin kalemlerinin esir olduğu yıllarda gazete kuruyor!.. O döneme rağmen eleştirilerinden geri kalmıyor.
Menderes iktidarının yanlışlarını sert bir şekilde eleştirirken, 1960 İhtilalında darbe yapanlara karşı çıkıyor! Onları da sert bir dille eleştiriyor! İşte gerçek gazeteci, demokrasiyi savunan, insan haklarını savunan kalemi titremeyen bir adamdı, Hasan Çelebi.
Daha sonra Adalet Partisi iktidarlarında da aynı çizgide muhalif yazılarını sürdürüyor. Emperyalizme, din sömürüsüne, sermayesi yalan olan siyasetçilere veryansın eden bir adam onu tanıyanlar olduğunu halen söylerler. Sonra 1980 Askeri darbesinin doğurduğu iktidar ANAP’ta Çelebi’den nasibini alıyordu.
Meşhur “Kuruso Kralı” şiirini bu dönemde yazmıştı. Ama hakkını yemeyelim. Özal, demokrasi tahammülü geniş olan, her türlü eleştiriye olumlu bakabilen ender siyasetçilerden birisiydi. Eğer Kuruso Kralı”nı bugün yazmış olsaydı kesinlikle hakaret ve tazminat davası açılırdı. İşte demokrasi tahammülünün geldiği nokta maalesef bugün budur.
Rasim Yılmaz, Hasan çelebi’nin hayatını çok güzel kaleme almış. Sadece gazeteci kişiliği ve köşesinde yer verdiği Kuruso Kralı şiirinin kime yazıldığını belirtmemiş. O eksikleri de be tamamlamış olayım. Yaklaşık 6 yıl evvel yazılmış olan o köşe yazısından alıntılar yapıp Kuruso Kralı’na da yer verdikten sonra makalemi noktalamak istiyorum.
rasim.y08@mynet.com
“Cinlerin ördüğü bir perdemidir belli değil
Artvin yerde midir gökte midir belli değil.”
Hasan Çelebi
Yakınlarımızın, dostlarımızın, sevdiklerimizin bir gün gideceğini bilsek de, yinede gitmez sanırız. Oysaki bir bakarız ki sessiz sedasız kayıp gitmiş bir yıldız misali, tıpkı şiir ustası Hasan Çelebi gibi.
O Borçka’nın sarp yamaçlarında, her gün Çoruh’un hırçın homurtularıyla büyümüş, olgun ve dingin yanını, bin bir çeşit rengi bağrında barındıran doğadan, asiliğini ise deli Çoruh’tan almış bir delikanlı. Geldiği doksanında delikanlılığından hiç bir şey kaybetmemiş bir Artvinli. Kendisiyle 2000 yılında telefonda kararlaştırarak Ankara Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneğinde tanıştığımda şiir üzerine söyleşmiş, kolayca kaynaşmıştık.
27 Ocak 2001 günü ise, kendisiyle dernekte bir söyleşi düzenleyerek, söyleşi metnini Bizim Atabarı dergisinin 2001 Mart sayısında yayınlamıştık. Yine şairin 88. doğum günü, 3 Haziran 2007 tarihinde Ankara’da dernekte sevenleri ve dostlarıyla birlikte kutlanmış, şair ile yapılan söyleşi yine Bizim Atabarı dergisinin Kasım 2007 21. Sayısında yayınlanmıştı.
Bazen o, yaşamına geriye dönüp kısacık hikâyeler sunardı bizlere. Şiirden söz ederken bir canlı varlığı anlattığını düşünürdünüz. Anlattığı her şey büyülerdi karşısındakini. Anlattığı ufak anekdotlarının içinde bile büyük bir hikâyenin varlığını hissederdiniz. Aman arada bir şey kaçırmayayım diye dikkat kesilirdiniz dinlerken.
O, 01 Temmuz 1919 günü Borçka Demirciler Köyünde doğmuş. 1930-1935’te Borçka İlköğretim Okulunu, 1938-41 İstanbul Erkek Lisesini, 1941-44 arası İstanbul Askeri Tıp, 1947-1950 arası ise İstanbul Edebiyat Fakültesini bitirmiştir.
Uzun yıllar Yahya kemal ve Necip Fazıl ve birçok ünlü şairle birlikte olan Çelebi, şiirde mükemmeli aramış bir şair olarak tanınmıştır. Doksanına merdiven dayamış halinde bile, genç bir şairin dinamizmi ve heyecanını onda bulabilirdiniz. Kanser tedavisi gördüğü Cebeci Tıp Fakültesinde 5 Eylül 2008 tarihinde aramızdan ayrıldı. Kendisi çok uzun yıllar gurbette yaşamış, vasiyeti üzerine cenazesi doğduğu topraklara götürülerek Borçka’da defnedildi.
Şiir ustası Hasan Çelebi’nin, bu güne kadar Borazan (Taşlama şiir), İkiz Kuşku (Taşlama şiir) ve Mağara Resimleri adlı üç şiir kitabı yayınlanmıştır. Borazan isimli kitabından aldığım, günümüz koşullarına uygun olduğunu düşündüğüm KURUSO KRALI başlıklı şiirini siz değerli dostlarımızla paylaşmak istiyor, usta şairimizin ailesinin, dostlarının ve yakınlarının acılarını paylaşıyor, kendisini özlemle anıyorum.
KURUSO KRALI
Evvel zaman içinde şişman bir kral varmış, / Şişman, ama ne şişman eni boyu kadarmış. / Kral bu, yardakçısı çokmuş, yağdanlığı çok, / Buyruğu yasa, keyfi kural, gam yok tasa yok. / Gemisini kurtaran kaptanların kaptanı / Sunmuş o kaptanların güdümüne vatanı. / Resmileşmiş rüşvetle vurgun onun gününde / Engel çengel kalmamış yolsuzluğun önünde. / Namus, o soyu sopu tükenmiş bir yaratık / Onur, miadı dolmuş asker postalı, atık. / Tek ülkü, tek parola; dangalaklığı bırak / Minareye kılıf dik, köşeyi dönmeğe bak./ Bu cüce düşünce bu cüce dünya görüşü / Liliput sürüsünün olmuş en büyük düşü.
Kişinin başına hep devlet kuşumu konar,/ Bazen de gelir koca bir deve kuşu konar. / Kral pis bir illete tutulur birden bire / Saltanat sarhoşluğu başlar vermeğe fire, / Yüzünüze gülsuyu gaz çıkaramıyormuş, / “Ah, bir yellenebilsem kurtulurum,” diyormuş. / Bir adam, “Ben kralı iyileştiririm,” der / Yalnız, ücret olarak doğduğu ili ister. / İki eli karnının üstünde der ki kral: / “Beni bundan kurtar da ne dilersen onu al.”
Adamın çantasından çıkarıp verdiği hap / Midesine indikten az sonra haşmetmeap / Öyle bir koyvermiş ki kediler dama kaçmış, / Nöbetçiler korkudan havaya ateş açmış. / Çevre halkı uğramış tevatür bir paniğe, / Ya yıldırım düştü ya bomba patladı diye. / Kralsa derin bir “ohh” çektikten sonra, “bir il / Bu büyük hizmet için azdır,” demiş, “çok değil” / Çok geçmeden kralın karnı şişince yine / Bir il daha geçmiş o yabancının eline. / Ve giderek giden il sayısı beşi bulmuş, / “Her şey halkımız için,” denip halk uyutulmuş. / İl il satılırken bir osuruk hapına halk, / “Ey millet uyan artık uyan ve ayağa kalk” / Diye, bağıran yokmuş ne bir örgüt ne kişi / Bundan ötürü kral kolay görmüş işi. / En sonu anlaşılmış ki gidişin sonu yok, / Sarayda o konudan başka ciddi konu yok. /Bilginlerle yazarlar güçlü bir örgüt kurup, / Sonra beş kişilik bir kurul huzura varıp / “Majesteleri,” derler “bitmiyor mu derdiniz, / Ülkenin yarısını osuruğa verdiniz.” / Kral söylenenleri sırıtarak dinlemiş, / Sonra iki elini yana açarak; / “Ben mi verdim, osurta osurta aldı,” demiş. (Borazan S: 11-12)
Hoşça kal Hasan ağabey, sen gönlümüzde ve şiirlerimizde hep yaşayacaksın.
ESEN KALIN.
Bu makale
2684 kez okundu.
Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 1 )
Hep hatıralarda " Hasan Çelebi" Evet, güzel bir yazı. Elinize ve gönlünüze sağlık.
Allah Rahmet Eylesin. Mekanı cennet olsun DA..
Bence Artvin için en önemli değerlerden biri olan Hasan Çelebi için Artvin'in yapması gereken çok şey var. |
| Kemal Özbıyık -- 06.11.2013 08:27 |