İki yıldır nişanlı olan Esra – Serdar çifti sonunda muratlarına erdi. Sevinç ve rahmetli eşi Selahattin Aydemir çiftinin biricik kızları Esra Aydemir ile rahmetli Cemal-Sevim Saraç çiftinin değerli oğulları ERG İnşaat teknikeri Serdar Saraç 17 Ağustos Pazar günü Şelale Düğün Salonunda evlenerek yeni bir hayata başladılar.
Şelale Düğün Salonunda gerçekleştirilen nikâh ve düğün töreniyle muhteşem bir düğüne imza atıldı. Aynı mahallenin gençleri olan çift, düğün töreninden önce evden gelin çıkarma töreni yaptı. Oğlan tarafı akordeon eşliğinde evden gelin almaya giderek ilk eğlence orda başladı. Baş oyunlar oynandı, gelin havası çalınarak gelin evden çıkarıldı. Bu sırada adetlerimiz bir bir uygulandı. Damadın dayısı sağdıçlığı yaparak gelini çıkarmaya başladığı sırada kapı tutuldu sağdıcın ayakkabısı gizletilerek bahşiş alındı koç parası ödeyerek gelin konvoyu yola koyuldu. Bu sırada damadın halası adettendir gelin evinden habersiz fincan ve tahta kaşık çalarak düğün sonrası kullanılacak malzemeleri alarak yola koyuldu. Mahallenin çocukları gelin arabasının yolunu keserek bahşiş aldılar. Şelale Düğün Salonuna kadar akordeon eşliğinde eğlenerek gelindi. Gelin damat salonun merdivenlerinden inerken havaiyi fişek gösterisi başladı. Salona girerken gelinin başına pirinç, şeker ve para bağlı ambalajlar atılarak gelenekler yaşatıldı. Bu yuvalarında bereket olmaları düşüncesiyle yapılan bir güzelliktir. Nikah işlemlerinin gerçekleştirilmesi için nikah törenine geçildi. Nikahı kıyan Artvin Belediye Başkanı Emin Özgün, gençlere nasihat etti. Özgün, “evliliğin üç temel unsuru vardır ama bunların en büyüğü fedakarlıktır” dedi. Evlenmek istekleri bir kez de gençlerin kendilerinden teyit edildi ve imzalar atıldı. Gelinin nikah şahitliğini dayısı Yusuf Başar, damadın şahitliğini arkadaşı Yılmaz Kaçmaz yaptı. Belediye başkanının çifti eş ilan etmesiyle evlilikleri davetlilerin huzurunda onaylandı. Düğün törenine geçildi. İlk dansı Esra- Serdar çifti yaptı. Piste kuzenleri ve yakınları genç çifti yalnız bırakmadılar. Daha sonra pasta kesme töreni ve takı törenine geçildi. Düğün coşkuyla devam etti. Gece horonların, halayların çokça çekildiği bir gece oldu. Yeni evli çiftler yakın akrabaların eşliğinde evlerine kadar götürülüp adetler yerine getirildi. Evin kapısında geline fincan ve tahta kaşık kırdırıldı. Koluna Kur’an-ı Kerim verildi. Evin iç kapısına ekşi hamur yapıştırılarak ağzına bal çalındı. Geline ayna tutularak odasına kadar götürüldü. Muhabbet gece boyunca devam etti. Kahveler içilip, tatlılıklar yendikten sonra damat, arkası kuzenleri ve arkadaşları tarafından yumruklanarak gerdeğe atıldı.
Düğün daha bitmedi. Ertesi gün gelin görme (BUHAÇA) töreni yapıldı. Töreni siz okurlarımız için biraz açmak istiyoruz. Yeni evli çiftin evinde eş dost akrabaların ve davetlilerin katıldığı törende; önce geline poğaça yoğurması için tekne hazırlanır. Un, su, süt, şeker karışımı olan hamur yaptırılırken damat tarafından hamura yedi tane gelinin başından aşağı para atılır. Hamur yoğrulur, pişirilmesi için tepsilere yerleştirilir. Peşine yer örtüsü serilerek gelin yüzünde kırmızı oyalı yazma eşliğinde ortaya getirilir. Damadın kardeşi (Süleyman) tarafından bıçakla yüzünün açılması için önce “gelinin huyunu mu? yoksa dilini mi keseyim” diye sorulur. Etrafta bulunan davetlilerde gelinin elide lazım dili de ama kötü huyunu kes derler ve gelinin yüzü açılarak gelin görme töreni tamamlanır. Gelin hediye olarak kayınına bıçağın üstüne koyar. Üçüncü merasimde, gelinin kolunun altına ekmek somunu verilip, avuçlarına da pirinç koyulur. Müzik eşliğinde oynattıktan sonra dökülen pirinçleri ilk bereket olsun diye herkes alıp cüzdanına koyar. Gelinin kolunun altındaki ekmek halası tarafından gelin başında kırılarak misafirlere dağıtılır. Bereket böylelikle bölüştürülmüş olur. Eğlence devam ederken poğaçalar pişirilip misafirlere ikram edilir. İşte Esra- Serdar çiftinin düğünleri sonrasında bu adetlerin hepsi yapıldı. Herkes poğaçasının içinden para çıkmasını bekledi. Çıkan paralar bereket adetler gereği uğurlu sayılır. Para çıkanlar da şanslı… Adetlerimizdeki simgeler gelinin evine huzur, bereket sağlık getirmesi ve evliliklerinin uzun sürmesi için kullanılmakta.
Çiçeği burnunda çift, evlilik yolundaki ilk buluşmalarını anlattı. “İlk kez bir arkadaş ortamında, 2003 yılında tanıştık. Uzun süren arkadaşlık döneminden sonra bir birbirimizi sevdik ve evlenmek için karar aldık. Ailelerimizin rızasını da alarak 10 Ağustos 2006 yılında nişanlandık. İki sene süren nişanlılıktan sonra ancak bu sene evlenmek nasip oldu. Çok mutluyuz. Düğünümüze katılan ailemiz, yakın dostlarımız bu mutlu günümüzde bizi yalnız bırakmayarak bizleri mutlu ettiler. Düğünümüze katılan herkese teşekkür ediyoruz. Darısı geride kalan bekârlar diyorum. Biz sıramızı savdık.
Damadın dedesi Ali Saraç’tan, torunun evliliği hususundaki duygularını aldık. Dede Saraç, Artvin’in çok renkli simalarından, emektar, 25 yıl Dere Mahallesi muhtarlığı yapmış bir şahsiyet. 80 yaşındaki Saraç, duygularını dile getirirken, “torunumu evlendirdiğim için çok mutluyum, duygularımı tarif edemiyorum. Mutlu aynı zamanda da heyecanlıyım. Büyük oğlum Cemal’den üç torunum var. Oğlumu ve gelinimi çok erken yaşta kaybettim. Torunlarıma anne babalarının yokluğunu hissettirmemeye çalıştım. Ailece; dede, nine, hala ve amca hep birlikte eksikliklerini hissettirmemeye çalıştık. Serdar’ı hep beraber büyüttük, okuttuk. Şimdi meslek sahibi oldu. Sırası geleni de evlendirmek bizim boynumuzun borcu. Allah bana bu mutluluğu yaşamayı nasip etti. Sıra geride kalan torunlarımın mürüvvetini görmeye geldi. İnşallah onların mürüvvetini görmekte nasip olur” dedi. Dede Saraç, sözlerini “En kötü günümüz böyle olsun” diyerek sonlandırdı.
Bu haber 7274 kez okundu.
Yazan :
Kaynak :