17.05.2008
08 Haber gazetesi olarak başlatmış olduğumuz yazı dizisinde Artvin’ de yaşayan önemli insan manzaralarından çok ilginç kişiliği olan ve tıp adına önemli gönüllü hizmet sunan İlker Yağmur’u sizlere tanıtacağız.
Kendinizi tanıtır mısınız ?
 1962 Artvin Ardanuç ilçesi doğumlu evli ve Ardanuç Kaymakamlığında veri hazırlama kontrol memuru olarak çalışmaktayım.
 
Hastalığa ne zaman yakalandınız?
 
            19 yaşındayken rahatsızlığım başladı. Hastalığım önce ayak parmaklarımda kasılma, yüksek ateşle başladı. Doktorlara gittim. Önce kas hastalığı tanısı koydular. Daha sonra hastalığım daha da ilerlemeye başladı. Ailem beni il dışındaki hastanelere götürmeye başladı ve İstanbul Haydarpaşa Hastanesinde 45 gün yatarak tedavi yapmaya çalıştılar. Sonuçta durumumun hiç iyileşme olmadığı ve aileme götürün evinizde bakın dediler.  2,5 ay yaşar yaşamaz. Ümidi kesmişler, bana söylemediler. Moral bozukluğuyla hep çare aradım, aktarlara başvurdum. Aktardan özel otlar alıp onların sularını içtim. Bu otlar (oğul otu, everik otu, zeytinin yaprağı, şeftali yaprağı, bunlar sonbahar kar soğuğunu yemiş yapraklardı. Ayrıca ısırgan otunun yaprağı, kökü, tohumu ) polen ve kekik suyu ile bir karışım yaparak yaklaşık iki yıl boyunca her gün sabah bir çay bardağı içtim. İştahım tekrar geri geldi. Uykuda her gün kan gelirdi dudaklarım yapışırdı, nefes alamazdım. Bu rahatsızlığım azalmaya başladı bir yıl sonra kontrole gittim, doktor beni görünce şaşırdı. Nasıl yaşamayı başardığımı sordu. Ben de şifayı doğadan otlardan aldım dedim. Doktor, ‘Sen hastalığını tedaviyi kendin bulmuşsun’ dedi,’ git memleketine istediğin gibi yaşa’ dedi. Geldikten sonra yaşadığım yerde köy, dağ ve yaylalarda ilkbaharın koyun ve hayvanların yediği bir kısım otlar ve çeşitli çiçekler toplayıp üç yıl boyunca içtim. Benim diyaframım ve ses tellerim felç olduğundan konuşma ve nefes alma zorluğu yaşıyorum. Ayaklarım diz kapaktan aşağısı felç. Bunun için ayakkabı içinden giyilen yürüme Moldu kullanıyorum ve ayakta bunun yardımıyla duruyor ve yürüyorum.     Eskiden gecede 2 -3 saat uyku uyurken şimdi normal uyuya biliyorum. Ancak; gece uykuda solunumum duruyor nefessiz kalıyorum, uykudan birden uyanarak kendimi evin dışına atmadan ve derin solunum egzersizi yapmadan normal hayata dönemiyorum. Diyaframın iyi çalışmadığından karın ve göğüs kaslarının zoruyla nefes alıyorum.     Hastalığımın zamanla kas hastalığı dışında da farklı bir hastalık olduğu anlaşıldı. Hastalığımın tanısını Ankara Hacettepe Hastanesi koydu. HSMN tip 4, Solunum güçlüğü(Vokal Kord parezisi, Frenik sinir parezisi) Bu hastalık, 2005 yılında Tıp Literatürün de dünyada dört kişide bulunduğunu ve bende bu dört kişiden biri olduğumu, Türkiye’de literatüre giren bir hasta olduğumu söylediler.
 
Gönüllü Kobay nasıl oldunuz?
            Hacettepe Hastanesinde teşhis koyduktan sonra benim üzerimde araştırma yapmaya başlandı. Bana ve benden sonra olabilecek hastalara tedavi imkânı ve ilaç geliştirmek amacıyla araştırma yapılması için benden bu yönde gönüllü olarak müsaade hastası olmamı istediler. Bende insanlığın adına benim durumunda olacak hastalar için gönüllü olarak kobay oldum ve istemeleri halinde her türlü ilaç kullanmaya veya türlü tahlil-araştırma yapılmasını kabul ettim. Benim kobay olarak kullanılmanın benim sağlığımı etkilemiyor. Benim senede bazen bir bazen de iki sefer kan tahlilleri yapılıyor ve vücudumdan parça alınıyor. Hacettepe Üniversite Hastanesi takibi ve araştırması altındayım. Benden tahlil için alınan kanların bir kısmı Amerika’da şu an ismini hatırlayamadığım bir tıp fakültesinin otoriterleri tarafından gen haritası çıkarılmaya çalışılmaktadır. Yeni bir ilaç bulunduğunu ve halen fareler üzerinde denendiğini, deneme aşamasında olduğunu ve yakın zamanda piyasaya çıkacağı hocam tarafından bana söylendi. Diğer hastalar gibi onlar için çok değerli hastayım. Şu an hastalığım devam diyor ama yavaş ilerliyor.
 
 Çalışma hayatına nasıl başladınız?
            1987 yılında ilk defa Orman Bölge Müdürlüğünde geçici işçi olarak görev başladım, daha sonra Valiliğin açmış olduğu sınavı kazanarak Borçka Kaymakamlığına atandım ve burada 9 yıl çalıştıktan sonra 1995 yılında Ardanuç Kaymakamlığına tayinle gelerek Yazı İşleri Müdürlüğünde Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni olarak 13 yıldır burada çalışmaktayım.
 
Hayata bakış açınız nasıl?
            Bütün canlılar doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler. Bu dünya baki değil, bende bu canlılardan biri olarak, hastalığımı kendi imkânlarımla yenmeye, yaşamı, aklımı ve bilgilerimi kullanarak değerlendirmeye çalıştım. Pes etmek acizlerin işidir. Hiçbir zaman pes etmedim. İnsanoğlunun geninde olan bir şey mi, hep güçlünün yanında olmayı isterler, ben de güçsüz kaldığım anlarda yalnızlığımı hissettim, bu en yakın çevremde bile olmuştur. Hastalığımdan doğan çok çeşitli sorunlarım nedeniyle psikolojim çok bozulmuştu. İntiharı bile düşünmüştüm. Fakat ben gayretlerimle azmimle o sorunlarımı aştım. Beni seven arkadaşlarımın ve komşularımın manevi desteklerine birde kendimce tespit ettiğim psikolojik (muzip )  davranışları ekleyince işler yoluna girdi. Hayata en büyük desteği eşimden aldım. Benim bu rahatsızlığımda ve engelliliğimdeki eksikliğimi eşim tamamladı. Biz ikimiz tek vücut olduk ve de daha güçlü olarak hayata tutunmaya çalıştım.
            Hayata küsmeyi hiç beceremedim. Üretken olmaya, örnek bir insan olmaya çalıştım. Birçok ev araç ve gereçlerini, usta marangoz, alet ve edevatlarını kullanarak kendime bir uğraşı buldum. Boş zamanlarımı değerlendirdim. Mümkün olduğunca hastalığımı düşünmemeye çalıştım. Ağrılar ve kasılmalar olduğunda hastalığımı unutturacak işlerle meşgul oldum, ya da deşarj olmak için bir arkadaşımla şakalaştım, içim kan ağlarken gülerek sohbet ettim. El şakası yaptım, sonunda o şiddetli kasılma ve ağrılarımın azaldığını gördüm. 
 
            Bu dünyada halen yaşayan bir hiç olmak yerine hayatın acımasız kurallarına karşı mücadele vererek ayaklarımın üzerinde durmaya ve var olma çabası içine girdim, sosyal çevremle herkesle aram çok iyidir. Yaşam dolu insanım. Bu yaşamanın sırrı, inat oluşum, her şeyi araştırma isteğim ve çevreme yarlı olmak için azimle çalışmamdır. Bir işi yapmaya niyet etmek o işin yarısıdır. Ben her zaman benden daha kötü durumdaki insanları düşünerek sağlığımın şükrünü yetirdim. Ama hiçbir zaman üst tabakaya ( zenginine) bakıp ah çekmedim. Fakirleri, benden daha kötü durumda olan insanları düşünüp, hep şükür ettim. Çünkü varlıktan yokluğa düşmenin ne demek olduğunu yaşayarak o ezikliği ve o psikolojiyi bilen, kadere gönülden inanan bir insanım. Hiçbir zaman bizleri yaratan Allah’a isyankâr olmadım. Hep sabrettim ve eşimi de bu yönde teskin ettim. Ama onu gördüm ki; bu dünyada en büyük zenginlik sağlık, bir insanın en büyük düşmanı da dostunun da kendisi olduğunu öğrendim. Ben engelliler için hastalığım nedeniyle ( örnek ) âcizane bir insanım.
 
 Sivil toplum başkanı seçilmenizdeki amacınız neydi?
 
Yukarıda da arz ettiğim gibi, hastalığımı unutturacak işler bulmaya çalıştım. Resmi bir kurumda çalıştığım için zaten günlük işlerin çeşitliliği ve yoğunluğu ile hastalığımı hatırlatmıyordum. Mesai sonrası da özel hobilerimle uğraşıyordum. Birde böyle bir hayırsever bir kurumun mensubu olmak ve insanlara yardımlaşmayı, birlikteliği yaşayarak öğretmek bu yönde de hizmet vermek için Türk Hava Kurumu Ardanuç Şubesi yönetiminde görev almaya aday oldum. Şube üyeleri ise genel kurul toplantısında benim bu azmim ve heyecanımı değerlendirerek bana şube başkanlığı görevini layık gördüler. Hepsine teşekkür ediyorum. Hiçbir görevden kaçmadığım gibi bu görevden de kaçmadım ve çalışmalarıma devam ediyorum. İnşallah bu kurumda da faydalı hizmetlerim olacaktır.
 
            Tabiî ki yürüme güçlüğü çekiyorum. Ben evimi kendime göre tasarladım. İki katlı merdivenle çıkılıyor. Eve rahat çıkabilmem için korkuluklarını yaptım. Şimdi ise tutunarak rahat çıkıyorum. Evimin her köşesini ve bahçemizi kendi el emeğimle yaptım. Yetenekliyim, özel atölyem var. Evimin tamiri, bakımını kısaca her işimi kendim yaparım. Çocuklarımız yok ama eşimle ben doğa tutkunuyuz, çimenler yetiştiriyoruz, bahçe işleriyle uğraşarak huzur buluyoruz. Eşim Havva ile çok iyi anlaşarak hayata hep güler yüzle bakmayı başardık. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Yıllardır bana ve hastalığıma katlandı. Bir çocuğa gösterilen itinayı bana gösterdiği için kendisine teşekkür ediyorum. 
 
 
08 Haber gazetesi olarak bana yer verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Sakatlar Haftası nedeniyle evimize kadar,  Artvin Zihinsel Özürlüler Derneği yöneticileriyle gelip ziyaret ettiğinizden çok memnun oldum. Bu günde bizleri yalnız bırakmadınız sessiz çoğunluğun sesi oldunuz. Yayın hayatınızda başarılar diliyorum.
 
Ayrıca, Ardanuç Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürüm ( Gururi ) İsmail Şimşek beyin, benim yaşantımı kendi duygularıyla hissederek bana yazmış olduğu şiirini söylemeden edemeyeceğim. Kendisine teşekkür ediyorum.
 
Yakmayın ateş olmasın ışık,
Bu sene zaten işler karışık
Yalan dolan ile karma karışık,
Biz de bu âleme alıştık artık…
 
Bırakın sazı çalmasın teller,
Garibin halinden ne bilsin eller,
İçine kapanmış susmuştur diller,
Bizde bu âleme alıştık artık…
 
 İsmail Şimşek (Gururi)/ Ardanuç
 

Bu haber 2750 kez okundu.

Yazan :
Kaynak : Hatice Nur Ersöz

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56
E-Posta: radyo08@hotmail.com