29.02.2008
08 Haber Gazetesi olarak başlatmış olduğumuz yazı dizisinde Artvin’de yaşayan ve siyasette, ticarette, meslek hayatlarında, sosyal hayatta başarılı, üretici çalışkan azimli ve bir o kadarda cesaretli kadınlarımızı tanıtmaya devam ediyoruz.
Bu sayımızda siyasi hayatta aktif yer alan Demokratik Sol Parti’de(DSP) ilk kadın merkez ilçe başkanımızı tanıtacağız.
 
İçimizden biri Nadiye Yaşar Sezgin
08 Haber olarak biz, sizler için Nadiye Yaşara Sezgin’e toplumsal yaşamdaki ve aktif siyasi yaşamındaki  düşüncelerini sizinle paylaşacağız.
 
Nadiye hanım kendinizi tanıtır mısınız?
 
1971 Artvin doğumluyum. İktisat Fakültesi mezunu ev kadınıyım.14 yıllık evliyim, 13 yaşında bir oğlum var. Aynı zamanda aile bütçeme katkıda bulunmak için baklava, börek, pasta yaparak hayatımı kazanıyorum. Zaman buldukça resimle uğraşırım.
 
Artvin’de aktif siyasi hayatin içinde nasıl yer aldınız ?
2006 Ağustos ayından itibaren aktif siyasetin içindeyim. Daha önceleri siyasetle hiç ilgim yoktu, her vatandaş gibi sadece seçim zamanı sandığa gider oyumu kullanırdım. Ancak ülkemin sorunlarına hep duyarlı idim. 2002 genel seçiminin olduğu akşam, oğlum, dördüncü sınıfta idi. Kendisi tam bir Atatürk sevdalısı bir çocuktur, o gece bizim için hatırlamak istemediğimiz karanlık bir gecedir. Seçim sonuçları açıklandıkça çocuğum ağlama krizlerine girdi, o yaştaki bir çocuk ülkesinin geleceğinden endişe duyduğu için çok korkmuştu. Bizi, anne ve babasını sorguladı. ‘İyi anne ve baba değilsiniz! Karnımı doyurarak bana iyi bakarak bunu yapamazsınız. Ne biçim Atatürkçüsünüz benim geleceğim ne olacak?’ diye tepki gösterdi. Açıkçası o gece kendimi suçlu hissettim. O günden sonrada bir şeyler yapmak için hep arayış içerisinde idim. Bir akşam tesadüfen DSP İl Başkanı Enis beyle bir sohbetimiz oldu. Düşüncelerimi DSP’de gerçekleştirebileceğime ikna oldum. Böylece kendimi siyasetin içinde buldum.
 
Artvin kadının toplumdaki yeri ve statüsü nedir?
Artvinli kadınlar olarak, her birimiz, her dönemde; erkeğimizle eşit şartlarda hatta daha fazla yük sırtlanarak her alanda hayatı paylaştık, özgürlük ve eşitlik adına başka bölgelerden daha iyi durumda olduğumuzu söyleyebilirim. Bunu sorunlarımız yok anlamında söylemiyorum.  Artvinli kadınlar hakları konusunda her zaman daha zorlayıcı olmuştur, mücadelelerinde başarı sağlamıştır. Sadece şehirde yaşayanlar değil köylü kadınlarımızda bir şekilde haklarını koruma hayat mücadelesinde başka bölgelerden bir adım öndedir. Önümüzdeki engellerde Türkiye şartlarından kaynaklanmaktadır. Artvinde iş imkânları kısıtlı olduğundan yeni yatırımlar, istihdam imkânı sağlanamamaktadır. İmkânlar elverişli olsa bir tek kadınımızın evde oturmayı tercih edeceğini sanmıyorum. Bu imkânsızlıklara rağmen yinede büyük bir çoğunluk evinde ve dışarıda mücadelenin içindedir. Asıl üzücü olan insanlarımızın Artvin’de ekmek yeme şansının giderek yok olmasıdır. Kadın, erkek özellikle gençlerimiz gurbete gitmek zorunda kalmaktadırlar. Artvin giderek yalnızlaşıyor, özellikle bu iktidar döneminde bu oranın daha arttığı bir gerçek, yatırıma istihdama yönelik hiçbir şey yapılmamıştır. Bunun tesadüf olduğunu düşünmüyorum, Artvin’in boşaltılmasının bilinçli olarak planlandığını, terk edilen bir şehrin üzerinde de dış güçlerin hayallerinin daha kolay hayata geçirme planıdır bu. Ama bunun sadece hayallerinde kalacağından da eminim. Bugün henüz bu tehditleri göremeyen insanlarımız rahattır, tehdit kapıya geldiğinde bir tek Artvinlinin toprağını vatanını sahiplenmek konusunda tereddüt etmeyeceğinden eminim. Artvinlinin sermayesi, insanlığı ahlakı, vatan sevgisidir. Gerektiğinde bu özelliğini en iyi biçimde ortaya koyacaktır.
 Artvin’deki kadınlarımız siyasi hayatta neden aktif değiller, çoğunluk teşkil etmiyorlar?
Yaptığım çalışmalarda gözlemlediğim kadarıyla Artvinli kadınlar siyasete ilgisiz ve uzak değiller. Sadece diğer alanlarda verdiği mücadele ve zorlayıcılığı bu alanda vermemiştir. Buna da siyasetteki kirlilik sebeptir. Siyasetin kirli ellerinden uzak olmayı tercih etmişlerdir. Zamanla bu kirlilik her kuruma sıçramıştır, artık kadınlarımızda farkındadır ki siyasetteki bu kirlilik ancak temiz insanların çokça siyasette yer almasıyla temizlenecektir. Bu konuda iş başa düşmüştür, bunu da en temiz ve yakışır şekilde kadınlarımız ve gençlerimiz yapacaktır. Aksi takdirde, özlediğimiz çocuklarımızın yaşamasını istediğimiz, Türkiye’yi elde edemeyeceğiz. Bundan sonraki dönemlerde kadınlarımız meydanları boş bırakmayacak, siyasettede hak ettiği yeri mutlaka alacaktır. 
 
AKP’nin siyaseten Türkiye genelindeki politikaları ne ?
AKP iktidarı ele geçirdiği günden kolları sıvamıştır. Çıldırmışçasına, şuursuzca bir kadrolaşmaya gittiklerini her kurumda gözlemliyoruz. İş bilen insanları değil kendi yandaşlarını yer edindirme peşindeler, bu nedenle her kurumda yavaş, yavaş işlerin arap saçına döndüğünü görüyoruz. Bu durumun AKP’ye bile yarar getirmeyeceği kesindir. Bunu söylediğimiz zaman hemen akla İmam Hatip Lisesi mezunları geliyor, sanki biz imam hatiplilere karşıymışız gibi saldırıya geçiyorlar, biz bu okullara karşı değiliz, sadece herkesin eğitim gördüğü alanda çalışması gerektiğini savunuyoruz. Her alanda ihtiyaç kadar insan yetiştirmeliyiz, bir yandansa yetişen insan kadar iş yaratma imkanları sağlamalıyız, başka türlü kaliteli iş ve verim yakalama şansımız yoktur. İş bununla da kalmamıştır, bütün işler yandaş müteahhitlere verilmiştir. Köydes adı altında  ‘yol su hizmet götüreceğiz’ diye devlet imkânları yağmalanmıştır. Evet iyi şeylerde yapılmıştır, fakat harcanan paralar ve imkânlar göz önüne alınırsa aslında pekte bir şey yapılmamıştır. Ayrıca yolsuzluklar bu iktidar döneminde özenilecek bir iş marifet haline getirildi, dürüst, namuslu, helal ekmek yiyen insanlar rencide olmaktadır. Sanki dürüstlük kötü bir meziyetmiş gibi, ben bu gidişten çok endişeliyim. Bu gidişe dur denmezse toplum ahlakı bozulacak, çocuklarımıza güzel ahlaklı insan olmayı öğretmekde zorlanacağız. Bir anne olarak rahatsızlıklarım var, yolsuzluklar bu denli özendirilmemeli. Bu memleketin adaletini bile benim savcım, benim hakimim durumuna çevirmeye çalışılıyor. Bu durumun ne kadar tehlikeli olduğunu görebiliyorum. Adalete olan güvenin sarsılması ne demek sonu nereye gider dilime bile getirmek istemiyorum. Bu memleketin insanı adalete güvenmek yerine, kendi adaletini kendi arayacak noktaya gelmeden, bu yanlışlardan derhal dönülmelidir.
 
 Son zamanlardaki türban gündemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hiç kimsenin ne giydiğiyle alakalı değiliz, bireysel hayatta kim ne istiyorsa giyebilir, nasıl dekolte giyene niye giyiyorsun demiyorsak, kapanan kadınlara da bir şey demem, bir kişinin bile bu nedenle eğitim hakkının elinden alınmasını onaylamam. Burada mesele sadece inanç olsa zaten kimsenin bir diyeceği olmaz. Sayın Başbakanımızda dâhil olmak üzere artık türbanın siyasi bir simge olduğunu herkes kabul ediyor. Zaten bu süreci zora sokan da AKP iktidarının çizgisi ve açıklamaları değil midir? Türbanın yaygınlaşmasını destekleyip bunun üzerinden siyaset yapanda yine kendileridir. AKP’nin bu sorunu çözeceğine inanmıyorum, samimi bulmuyorum, ülkeyi üniversiteleri karıştırmaktan, kutuplaşmalara neden olmaktan ileri gitmeyecektir. Özgürlük, demokrasi diye savundukları şeyin sınırlarını kim belirleyecek, mesele özgürlükse o zaman başka düşüncelerinde özgürlüğü söz konusu olmayacak mı? Bu işin sonunun nereye varacağını düşünmek bile istemem. Her siyasi görüş simgesini üniversitelere soksa orada huzur kalır mı, evet üniversiteler özgürce düşüncelerin paylaşıldığı tartışıldığı yerlerdir, ama özgürce her şeyin yapılabileceği yerlerde değildirler. Bu sorunun çözümünü ve gündemden düşmesini herkesten çok istiyorum. Ancak çözüm mutlaka uzlaşı ile olmalıdır, uzlaşıdan anladığım çoğunluğun uzlaşısı değildir. Demokrasi, çoğunlukları değil, çoğunluk olmayanların haklarını korumak için gereklidir. Çoğunluğun söz sahibi olduğu rejimin adı demokrasi ve cumhuriyet değildir, iş diktatörlüğe doğru gider. AKP iktidarı halk bana yüzde 47 oy verdi diye canımın istediğini yaparım zannediyor. Bu sorunun çözümü türbanın siyasi simge olmaktan çıkarılmasına ve laikliğin tehdit altında olmadığını topluma ikna ile olur. Ne zaman ki kadınlarımız üzerinden siyaset yapan siyasiler olmaz iktidarda, laiklikten sistemden kimsenin endişesi olmaz, o zaman kimsenin türbanı da kimseyi rahatsız etmez, kim nereye isterse girebilir diye düşünüyorum. Şu durumda zorlayıcılık ülkeye fayda değil zarar getirecektir. Bütün çözüm ihtimallerini sayın başbakan İspanya’da yaptığı konuşmayla ortadan kaldırmıştır. Demokrasi amaç değil araçtır diyen zihniyetlerin demokrasi ve özgürlük kelimelerini bu denli ağızlarına dolayıp, gitmek istedikleri karanlık yolda araç olarak kullanmalarından artık midemiz bulanmaya başlamıştır. İnsanın ruhuna huzur veren bu iki kelimeyi bu denli itici hale getirmeyi başardılar. Özgürlüğü de demokrasiyi de biz böyle algılamıyoruz, özlemini duyduğumuz demokraside, özgürlükte bu değil. Şimdi sormak istiyorum sadece çıkarlarınız söz konusu olduğunda mı demokrasi aklınıza geliyor, hangi alanda demokratik davranıyorsunuz, iktidara geldikleri günden beri bütün eleştirilere kızarak, hiddetle cevap veren basını susturan, sayın başbakanımız değil mi? Emeklinin, işçinin memurun haklarını gasp eden, sendikal hakları yok etmeye çalışan, köylüyü canından bezdirip toprağından eden, köylerin boşaltılmasına sebep olan sonrada büyük şehirlere göç edenleri azarlayan, yoksula, işsize derdi olana, yaşama alanı bırakmayan AKP iktidarı sayın başbakan değil mi, hangi demokrasiden bahsediyorlar, bu ülkenin kazanımlarını kendi mallarıymış gibi satmadılar mı? Hâlâ şuursuzca satmıyorlar mı? Bundan önceki bütün iktidarların seksen yılda yaptığı borcu dört buçuk yılda ikiye katlarken, daha doğmamış çocuklarımızın bağımsızlığını, özgürlüğünü ne denli düşünüyorlar, bu ülkede parasızlık yüzünden eğitim alamayanların, istediğini yiyemeyen, giyinemeyen çocukların haklarıyla ne kadar ilgilidirler bu konuda ne yapıyorlar. Daha geçen gün -10 derecede ekmeğini korumaya çalışan tekel işçilerine soğuk su sıktıran AKP iktidarı değil mi,değilseniz sorumlularına ne yaptınız? Sıfır terörle aldıkları ülkeyi yönetirken terörün bu noktaya gelişinden, verdiğimiz şehitlerin haklarından ne kadar sorumluluk hissettiler, devlet imkânlarını yandaşlarına yağmalattırırken gelecek nesillerin hakkını düşündüler mi? Ekonomiden hani çok güzel, mükemmel hale getirdiğiniz ekonomiden anladığınız bu mudur? Bir yandan Cumhuriyet kazanımlarının dibini kazıdınız, bir yandan var olan kurumları yabancılara bağışladınız. Seksen yılda yapılan dış borçlarla bu memleketin insanlarının emeğiyle kurulan ne varsa satıp yeni işsizliklere sebep olmadılar mı? Hep öğündükleri yabancı sermaye ve borsaya gelen sıcak parayla, hangi yatırımlar yaptılar kaç kişi yaptıkları icraatlar sayesinde işsizlikten kurtuldu, başlayıpta bitirdikleri hangi yatırımlar var, çocuklarımızın geleceği ülke, bağımsızlığımız ne denli güven altında? Borç yiğidin kamçısıdır diyorlar ya, iç borç dış borç katlanarak giderken. nerede bu yatırımları biz göremedik. İcraatlarınızı masaya yatırıp bir düşünün, sizin iktidar döneminizde Türk Milletimi kazandı yoksa altın tepside sunduğunuz yabacılar mı, siz kimlerin iktidarısınız? A KP iktidarının yaptıkları şaşırtmıyor, en başında büyük orta doğu projesinin eş başkanıyız demediler mi, bütün bunları yapacaklarını ilan etmiştiler aslında, bütün bu ABD ‘yi arkalarına alıp iktidarda kalmak uğruna, ABD memurluğunu yapmak ABD Ortadoğu’yu yönetecek haritaları kafasına yeniden çizecek bunu yapabilmek içinde, Avrupa’ya yakın yaşam tarzında Demokratik laik cumhuriyetten ılımlı İslam modeli yaratmak, bu sayede bizi biraz İran ve Afganistan’a benzetmek sonrada ABD’nin Ortadoğu’daki şubesi olarak kullanarak orta doğuya yön vermektir.
 
 
Sizce, Atatürk’ün kurmuş olduğu cumhuriyet tehlikede midir?
Laiklik kadar endişeli olduğum başka bir konu daha var, bu insanların kendini dindar Müslüman gösterme çabaları, evet dinci olabilirler de dindar olduklarını düşünmüyorum. Dindarlık, dincilik aynı şeyler değildir. İşin kötüsü işi o noktaya taşıdılar ki kimin dindar, Müslüman olduğuna da bunlar karar veriyor. Onlardan olan dindar olmayanlar değil. Asıl bu daha ürkütücü bir durum,1400 senedir Müslümanlık var bu dünyada biz dinimizi AKP’ den mi öğreneceğiz? Buna AKP’mi karar verecek, bir Allah’la aramıza girmedikleri kalmıştı. Yeni bir din yaratma çabası var. Çıkarları için nasıl anayasa değiştiriyorlarsa aynını dinde de yapmaya çalışıyorlar. Dinde yeri var, dinde yeri yok. Bu inanç meselesi veya değil gibi gündem oluşturup, insanlarımız üzerinde din sömürüsü yapıyorlar. Aklımız, fikrimiz ve şükürler olsun ki bize yol gösteren ilahi kitabımız var, Allah’la aramıza girmeyiniz. AKP iktidarı din konusunda hassas olsaydı, iktidara gelir gelmez ABD’nin Irak’ı işgaline destek veren, orada katledilen bir milyon kadın, erkek, çocuk Müslüman değil miydi? Bunlar bu katliamın destekçisi olmadılar mı ve bu konuda ne yaptılar, bir duruş sergilenmez miydi, kitabımızın neresinde yolsuzluğa, yağmaya, talana izin vardır? Hele AKP yandaşları ve çocuklarının elde ettiği rant kitabın neresine sığar. Ya çıkarılan şu son yasa vakıflar yasası ile hangi dine hizmet ediyor bu iktidar, bu iktidar önce ABD karşısında, AB karşısında kelimeyi şahadeti tam getirsin onu bile diyemiyorlar, tıpkı ne mutlu Türküm diyemedikleri gibi. Önce tam bir Müslüman olunur, kitaba uygun yaşanır, sonrada dindar olmak iddia edilir. Bence din konusunda konuşacak en son kişiler iktidardakilerdir. Bu söylediklerimi kimse üzerine alınmasın, halkımızın inancına, yaşam tarzına tercihlerine karışacak cürette biri değilim, sözüm tamamen iktidarın meclisteki temsilcilerine ve bu halkın duygularını sömüren kadrolaradır. Sözüm Meclis’teki çoğunluğu ele geçirip krallıklarını ilan etmeye çalışanlaradır. Tarzım biraz sert geldiyse, kusura bakmayın öfkede bir sanat oldu biliyorsunuz hem de hitabet sanatı.
 
08 Haber Gazetesinin kadınlara yönelik yazı dizilerini takip ediyorum. Başarılarınızın devamını dilerim.

Bu haber 3392 kez okundu.

Yazan :
Kaynak : Hatice Nur Ersöz

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56
E-Posta: radyo08@hotmail.com