14.05.2009
Hayatımızda acı gerçeklerimiz bir gün kapımızı çalınca ortaya çıkar. Etrafımızda olan insanlar, bir bir ayrılarak yalnızlığa itilmek, en acı gerçek olsa gerek.
Atalarımız ne demiş ‘Herkes iyi gün dostudur’ bu gerçeği en çok engelli camiası derinden hissetmekte. 10 -16 Mayıs Sakatlar Haftası nedeniyle kapılarını çaldığımız bedensel engelli ve aileleri yaşam mücadelelerini, yaşam alanlarında, 08 Haber ekibine anlattı.
 
Bir sorduk bin ah işittik!
Onların çaresizliğini, umutsuzluğunu, çevreye karşı isyanlarını dile getirirken hep hüzün ve üzüntü vardı. Sakatlar Haftası nedeniyle Artvin merkez köylerinden Ahlat Köyü’nde, sonradan engelli olup yatağa bağımlı kalmış 39 yaşındaki Güngör Çelik’in hayat hikâyesini okuyucularımıza aktaracağız.
 
Güngör Çelik’in hayat hikâyesi…
         Hediye- Dursun Gültekin çiftinin 12 çocuğundan 7’ncisi olan Güngör Çelik (39),  evli ve Pınar(12) isminde kızı var. Ahlat Köyü’nden Ankara’ya gelin giderek orada yaşamaya devam ederken 36 yaşında Sara nöbeti geçirerek bayılması sonucu düşmüş ve kolunu kırmış. Doktora giderek uzunca bir süre tedavi olmuş. Daha sonra fizik tedavi yapılmış ancak iyileşme gerçekleşmeyince ellerinde his kaybı başlamış. Başka hastanelerde tahlil, MR(emar) ve filimler derken uzunca süre rahatsızlığına teşhis konulamamış. Başka doktorlara götürülerek hastalığın teşhisi için çok uğraşılmış. En son gittiği bir doktor, Güngör Çelik’in rahatsızlığının beyninden geldiğini ve kas hastası olduğunu teşhis etmiş. Çelik’in rahatsızlığı ilerlemiş ve son bir yıldır yatağa bağımlı kalmış. Ailesi, Ankara’da ev ortamında bakımının yeteri kadar yapılmadığını görünce, küçük çocuğuyla birlikte kardeşlerinin baba evine Ahlat Köyü’ne getirerek burada bakıma devam etmişler. Ancak Güngör hanım, her geçen gün ağırlaştığını baştan evin içinde yürüteçle (walker) gezerken şimdi ise tamamen yatağa bağımlı yaşama devam ediyor. Rahatsızlığı dolayısıyla konuşma yetisini de kaybederek artık mimiklerle, bakışlarıyla konuşmaya başlamış. Hafızası yerinde olan Güngör Çelik’in yaşam kaynağı ise 12 yaşındaki kızı Pınar olmuş. Çileli yaşamına baba evinde devam ederken Çelik’in bakımını 68 yaşındaki annesi, küçük kızı,  babası ve kız kardeşi yapıyor. Zaman zaman uzakta yaşayan diğer kardeşleri de köye gelerek bakımına yardımcı olmaya çalışıyorlar.
 
 Anne Hayriye Gültekin, kızı ile açıklamalarda bulunurken “Benim 12 çocuğum var, Allaha şükür hepsi hayatta. Güngör kızımın gözlerimin önünde her geçen gün sağlığının bozulması beni derinden üzüyor. Güngör, çok sağlıklı bir insandı. 36 yaşında hastalığa yakalanarak bugünkü durumuna geldi. Yaşadığı müddetçe herkesin yardımına koşar, çalışkan, neşeli hayat dolu bir insandı. Evlendi, Ankara’ya gelin gitti. Her şey güzel giderken bir anda evin içinde bayılarak vücuduna darbe aldı. Daha sonra tedaviler derken büyük şehirde bu ağır hastaya bakmakta çok zorlanıldı. Kızımı alıp Artvin Ahlat Köyü’ndeki evimize getirdik. Biz aile ortamında şu anlık bakımını yapmaktayız. Benim tek sıkıntım, yaşlandım ve hastayım. Güngör yataktan çıkamıyor, hareket edemiyor. Bakımını yaparken çok zorlanıyorum. Gücüm yetmiyor, evde bir kızım var, o da yakında evlenecek. Güngör’ün bakımı tamamen bana kalacak. O zaman çok zorlanacağım. Onun için devletimizden hasta karyola yatağı istemekteyim. Sosyal Yardımlaşma Vakfına üç ay önce başvuru yaptık ve henüz sonuç alamadım. Ben bu konuda yine devletimden yardım istiyorum. Güngör’ün yaşamını kolaylaştırmak ve bizim bakımımızın yükünü azaltmak için hasta karyolası bizim için çok acil ihtiyacımızdır. Babasının bir emekli maaşı var, onun eline bakıyoruz. Birde evde bakım parası alıyor, eşinden hiçbir destek gelmiyor. Güngör’ün yattığı yerde birçok ihtiyacı oluyor, tedavisi sürüyor. Bir küçük kızı var, okuyor. Bu gelirle geçinmek zor. Bu nedenle hasta karyolasını alma gücümüz yok. Yetkililere sesleniyorum, biz hastamıza hastane şartlarında devlete yük getirecek bakım yaptırmıyoruz. Sadece 2 bin 700 TL tutarında hasta karyolası alınmasını istiyoruz. Bu karyolanın kumandalı oluşu kızım tarafından ihtiyacına göre hareket ettirilmesini sağlayarak en azından sürekli yatmaktan yaralar açılmayacak. Birçok prosedürü tamamladık ama Sosyal Yardımlaşmadan bir netice alamadık. Bu durum karşısında üzgünüm.”
 
 Abisi İsmet Dursun: “Ben Ankara’da yaşıyorum. Yılın belli bir zamanını anneme ve babama yardımcı olmak için kız kardeşimin bakımı için Ankara’dan geliyorum. Ancak uzun süre kalamayacağım. Güngör’ün bakımı hakikaten çok zor. Annem ve babam yaşlı, biz kardeşler farklı illerde çalışıyoruz. Kardeşime Ankara’da iken bütün doktorlarına bizzat götürdüm. Ancak orada bakım şartları, ilgisizlik ve sahipsizlikten hastalığı her geçen gün ilerledi. Bizde Güngör’ü ve kızı Pınar’ı alıp Artvin Ahlat Köyü’ne getirdik. Doğayla iç içe, sakin huzurlu bir hayat yaşaması için elimizden geleni yapıyoruz.
Eşi resmiyette var olmasına rağmen artık ilgilenmiyor arayıp sormuyor. Bu bizim ağrımıza gidiyor. Güngör bacım sağlıklı yaşadığı müddetçe herkesin işine koşmuş, analık yapmış. En ağrıma giden şey ise şimdi yardım ettiği kişiler kapısını çalmıyor, hal hatırını sormuyor. En yakınları bile çok çabuk unuttular. Unutulmuşluk yakın kimselerimiz için de geçerli. İnsanın ayağı kaymaya görsün ‘düşenin dostu olmuyormuş’ ve herkes iyi gün dostuymuş, bu çok acı. Ailemin ekonomik durumu ortada. Annem anlattı. Bir emekli maaş, bir de evde bakım parası. Annem babam yaşlandı, bakımı yapmak için çırpınıyorlar ama onlarında gücü yetmemektedir. Biz yetkililerden hasta yatağı istiyoruz. Hastamızın ve bakımını yapan anne ve babamızın hayatının kolaylaştırılması lazım. Sakatlar Haftası nedeniyle köyümüze kadar gelerek kardeşime moral veren Artvin Zihinsel Özürlüler Derneği yetkililerine çok teşekkür ediyorum. Engellilere devletimizin sahip çıkmasını ve toplumda her kesiminde engellilere gereken ilgi ve desteği göstererek onlara da onurlu bir yaşam imkanı sunsunlar. Bizlerde hayata sağlıklı doğarak başladık. Güngör kardeşim gibi engelli olabiliriz. Bizde onun düştüğü durumun beterine düşebiliriz. Her şeyden öncede çaresiz kalırız. Bu durumları gözeterek bizim başımıza gelmez demesinler, hayatın gerçekleriyle bir gün yüzleşmemiz gerekecek. Bizlerde yaşlanıyoruz bakıma muhtaç duruma geliyoruz. Lütfen duyarlı olalım, hastalarımızın kapısının çalınıp hal hatırını soralım. Biz engelli ailelere öncelikle moral ve maneviyat lazım. Yaşam bir şekilde sürüyor. Allah’ın verdiği canı yine Allah alır, kader bizi götürdüğü yere kadar yaşamımız devam edecek. Önemli olan durumu kabullenip gerekli yaşam mücadelesini vermektir…” dedi.
08 Haber gazetesinin, Sakatlar Haftası nedeniyle yaptığı özel ziyaretler sürecek ve onların sorunlarını kamuoyuna duyurmak için çalışmalarımızı aralıksız devam edecek.
                                               Röportaj: Hatice Nur ERSÖZ
        

Bu haber 2278 kez okundu.

Yazan :
Kaynak :

Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 0 )
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Dere Mah. Halitpaşa Cad. No:45/2 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56
E-Posta: radyo08@hotmail.com