Ruhan Odabaş

25.03.2010
Kocaeli´nin en eski yerel gazetesi olan Özgür Kocaeli Gazetesi köşe yazarlarından Ruhan Odabaş, bugünkü köşe yazısında Artvin´i ele aldı.

 

Artvin’de yapılan HES’ler ve bölgede tarihin önemli belgelerinden biri olan Berta Köprüsünü ele alan Odabaş Artvin halkının bu konularda ne kadar kavgacı olduğunu anlatıyor. Yazısında Artvin halkını öven Ruhan Odabaş, Artvin insanı konuksever, insancıl ve çok barışçıldır.
 
Ruhan Odabaş kimdir; 1948 Artvin / Borçka doğumlu. 1965 / 66 öğretim yılında Artvin Erkek İlköğretmen Okulu’nu bitirdi. Kocaeli, Bitlis, Rize ve Artvin’de 7 yıl öğretmenlik yaptı. 20 yıl Petkim’de laboratuar teknisyeni olarak çalıştı. 1989 yılında 3 yıl SHP’nin Kocaeli Merkez İlçe Başkanlığı’nı, bir dönem İl Sekreterliği’ni yaptı. 1994 / 1999 yılları arasında Saraybahçe Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptı. Kocaeli gazetesinde 5 yıl köşe yazarlığı yaptı. Şu anda Özgür Kocaeli’de köşe yazarlığı yapıyor ve sanat sayfası hazırlıyor.
Yazı ve öyküleri; Kıyı, Berfin Bahar, Damar, Evrensel Kültür, Tay gibi edebiyat dergilerinde yayımlandı. Duyguların Damak Tadı, Adı Barış, Adımı Siz Koyun, Geceye Sığmadı Aşk ve Sonra adlarıyla beş şiir kitabı yayımlandı. Kısa öykülerini “Camdaki Buğu” adıyla kitaplaştırdı.
 
Ruhan Odabaş’ın köşesinde yazdığı yazıyı sizlere aynen aktarıyoruz.
 
Gitti Gider Berta Köprüsü
 
Gençlik yıllarımın Artvin’i bir başkaydı. Türkiye’nin en küçük illerinden biri olan o güzelim memlekette herkes birbirini tanır, şakalaşmalar, takılmalar gırla giderdi ve bir söz herkesin dilindeydi;
“Artvin’e gelen ağlar, giden ağlar!”
Ne demekti bu!
Artvin gibi mahrumiyet bölgesi bir yere tayinle gelen devlet memurları, ilk gördükleri karşısında şaşkınlığa uğrarlardı genellikle. Trafik ışıkları bile olmayan küçücük bir kent merkezi. Aslında kent bile denmeyecek kadar küçük ama bir o kadar şirin bir yer. Sosyal yaşam diye bir şey neredeyse yok. Şaşırmayıp da ne yapsınlar! Bu işin, geldiklerinde ağlanacak yanıydı onlar için...
Giderken neden ağlarlardı peki?
Artvin insanı, memleketlerine konuk olarak gelene o denli sıcak yaklaşırlardı ki, Artvin’in en olumsuz yanını bile göremezdi o gelen. Bu kez de ayrılmak zor gelirdi Artvin’den. Giderken ağlamaları da bundandı...
Bu kadar küçük bir il merkezinin, bu kadar sıcak insanları kimseleri yanıltmasın sakın!
Bunu neden söyledim; Artvin insanı konuksever olduğu kadar, insancıl olduğu kadar, barışçıl olduğu kadar, kavgacıdır da. Ne ki, kavgaları hep haklıdan yanadır. Çıkarları bireysel değil, çoklukla toplumsaldır. Böyle bakar, böyle davranır. Bu anlamda da gözünü budaktan sakınmaz...
Son gidişimde yaklaşık bir ay kaldım. Daha çok da Şavşat ve Meydancık taraflarındaydım. Geçen yıl gittiğimde Borçka’da gördüklerimi ve benzerlerini, bu kez Şavşat’ta, Şavşat’ın derelerinde gördüm.
HES projeleri almış başını gidiyordu. O güzelim derelerin önlerinde kocaman beton arabaları vardı ve irili ufaklı barajlar için, doğayı acımasızca tahrip ediyorlardı.
Öyle bir doğal güzellik, az bulunan bir ekolojik sistem bütünü, kimin için, ne için yok ediliyordu dersiniz?
Kendileriyle sohbet olanağı bulduğum yöre insanının bir bölümünün mantığı şu idi;
“Yurt dışından enerji ithal ediyoruz. Derelerimizi neden değerlendirmeyelim?”
Öyle miydi gerçekten de? Türkiye’nin enerji açığını kapatmak mıydı asıl amaç? Öyle bile olsa, bunu gerçekleştirmek için doğayı yok etmek mi gerekiyordu?
Bunun ayırtında olan Artvinliler, bölgede tarihin önemli belgelerinden biri olan Berta Köprüsü’nde bir basın açıklaması yapmışlar ve seslerini yalnızca Türkiye’ye değil, tüm dünyaya duyurmaya çalışmışlar. Hem doğaya, hem de tarihe sahip çıktıklarını belirtmişler ve yukarıda sözünü ettiğim, Artvin insanının o direngen yüzünü göstermişler.
Derelerini, Berta Köprüsü’nü kurtarabilir mi Artvinliler?
Dileyelim de öyle olsun. Birken iki, ikiyken dört oldular ve Berta Köprüsü’nü dünyaya duyurmaya kalktılarsa, dirençlerinin karşılığını mutlaka göreceklerdir. Onlara destek olmak da yalnızca Artvinlilere değil, Türkiye’nin tüm duyarlı insanlarına düşmektedir…

 

Bu haber 2482 kez okundu.

Yazan :
Kaynak : F.Deniz Karamert/Kocaeli