ARTVİN 7 MART VE ÇORUH KAHRAMANLARINDAN ÇİL HÜSEYİNOĞLU KADİR AĞA’YI SAYGIYLA ANIYORUZ

06.03.2018
ARTVİN 7 MART VE ÇORUH KAHRAMANLARINDAN ÇİL HÜSEYİNOĞLU KADİR AĞA’YI SAYGIYLA ANIYORUZ Bugün 7 Mart 2018… Artvin’in düşman işgalinden kurtuluşunun 97’nci yılı. Bu vatan kolay kurulmadı, kolay kurtulmadı. Nice kahramanlık hikayeleri vardır. Günümüze ise bunlardan sadece birkaçı ulaşabilmiştir. Artvin’in yetiştirdiği değerlerimizden biri olan araştırmacı Erol Çağal, bu kahramanları günümüze taşıdı.

 Çoruh Kahramanları tiyatro sahnesine taşınarak ölümsüzleştirildi. Ertuğrul Çağal 1948 yılında 4 perdelik piyes yazarak geleceğimize armağan etmiş ve bu oyun birçok kez sahnelenmiştir. (Basım: Vakit Matbaası – 1948, İstanbul)

ÇİL HÜSEYİNOĞLU KADİR AĞA KİMDİR? (1861-1921) 1861 yılında Çıldır Sancağına bağlı olan o zamanki Artvin Kazâsının Sinkot (Sümbüllü) Köyünün Kuvarshan Mahallesi’nde bulunan Çil Hüseyin Ağa’nın çiftliğinde dünyaya gelmiştir. Kuvarshanlı Çil Hüseyin Ağa’nın oğludur. İyi bir öğrenim görebilmek için ailesinden ve köyünden uzun bir süre uzak kalmış, tahsil hayatı hep gurbette geçmiştir.
Tahsilini müteakip özellikle Rusların işgali altındaki Osmanlı topraklarında uzun yıllar gizli görevlerde bulunduktan sonra köyüne dönen Kadir Ağa, bir süre Almanlarla Rusların işlettiği Kuvarshan Bakır Fabrikası’nda yetkili olarak çalışmaya başlamıştır. Bu arada Almanca ve Rusçayı çok iyi konuşuyor olması da ecnebi olan Fabrika sahiplerinin hemen güvenlerini kazanıp yetkili olarak iş başı yapmasında şüphesiz etkili olmuştur. Zaten onu özel olarak eğitip yetiştirenler buraya da özel bir görevle göndermişlerdir!..
Kuvarshan Bakır Fabrikasını bir müddet kendi nâmına çalıştıran Kadir Ağa hazır mal devretmiş ve bilahare Tiflis’e gitmiştir. Bu arada orada Gürcüceyi de öğrenme imkânı bularak Almanca ve Rusçayı konuştuğu gibi bu dili de çok iyi konuşmaktadır. Tiflis’te bir müddet çalıştıktan sonra gerek Gürcü yetkililerinin ve gerekse yöre halkının teveccühlerini kazanarak orada yetkili biri (şimdiki adıyla Emniyet Amiri) olmuştur. Dolayısıyla Batum ve Tiflis civarında isim yapmıştır.
1891 yılında Osmanlı Devleti adına gizli bir görevle Rusya’da görev yapmakta iken kız kardeşinin düğünü münasebetiyle kısa süreli olarak köyüne gelebilen Kadir Ağa, kız kardeşi Fatma Hanımla Mehmet Remzi Efendi’nin bu mutlu günlerinde onları yalnız bırakmamıştır. Çil Hüseyin oğullarıyla Çağal oğulları arasındaki akrabalık buradan gelmektedir.
Kadir Ağa, gözü pek, kartal bakışlı, cengâver ve vatansever olduğu kadar da esrarengiz bir kişiliğe sahipti. Bunun yanı sıra çok iyi Rusça ve Almanca bilmesi Rusların iştahını çok kabartmış olacak ki, ona özel bir ilgi göstermişler ve özellikle 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’nda hizmetinden azami derecede istifade etmeye çalışmışlardır. Tabi o da onların bu zaafını çok iyi değerlendirip onlardanmış gibi davranmıştır. Hadd-i zâtında Teşkilât-ı Mahsûsa’nın ileri gelenlerinden biri olan Kadir Ağa’nın pek çok civanmerde nasip olmayan en zor görevlere hiç tereddüt etmeden can siperâne bir şekilde atılması, sırf devletinin ve milletinin kurtuluşu ve bekâsı içindir. Yiğitliği kadar oldukça mütevazi olan Kadir Ağa’nın olağanüstü kişilik yapısında, aslâ şan-şöhrete, rütbe-dereceye ve mevki-makama mahal bulunmayıp, hiç kimseden bu yönde hiçbir beklentisi de olmamıştır.
Sarıkamış’ta Allâhu Ekber dağlarında askerimiz donduğu zaman eniştesi Mehmet Remzi Efendi’ye haber gönderiyor. “Rus askeri oradan çekilmiştir . Osmanlı askeri oraya gelmesin!..” şeklinde yazılı haber yerine ulaştığı halde, asker gönderilmiş ve on binlerce kahraman Türk askeri orada donarak şehit olmuştur!..
Dedem Mehmet Remzi ÇAĞAL’ın anlattığına göre, 93 Harbi denilen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında asırlarca Osmanlı toprağı olan Batum’dan Anadolu’nun iç kesimlerine büyük göç oluyor. Tabii Ruslar durumdan istifade ederek Batum’daki Gürcü nüfusunu arttırdıkları gibi nüfuzlarını da arttırıyorlar. Batum’un elimizden çıkışında içeriden birilerinin Rus tahakkümünü tercih etmiş bulunmaları önemli bir rol oynuyor. Atatürk milli mücadeleyi başlatınca, Kadir Ağa Artvin-Batum ve Ardahan civarında olan biten her şeyi ona haber veriyor.
1920 yılının sonlarına doğru Ruslar Kadir Ağa’ya, “Artvin halkı seni çok seviyor. Git sen adamları yanına al. Artvin de bizim olsun.” deyince, Kadir Ağa da Melo ve Sultan dağındaki cephanenin kendisine teslim edilmesini istemiştir. Cephaneliğin anahtarlarını alınca da, o sıralarda Ardanuç’ta hem kadılık görevini yapıp, hem de yöre halkını Rus ve Gürcü tahakkümüne karşı örgütleyen eniştesi Mehmet Remzi Efendi’ye “Artvin’deki ağaları topla, Ardanuç’a geliyorum!..” diye haber göndermiş, bilahare Ardanuç’a gelerek Artvin’in ileri gelen ağalarıyla görüşmüştür. Görüşme neticesinde düzenledikleri bir plan muvacehesinde önce Sultan dağında ve müteakiben Melo’da bulunan cephaneliklerdeki silahları ve mühimmatı halka dağıttıktan sonra Ardahan’dan Yüzbaşı Süreyya Bey’le de irtibata geçerek, böylece takviye destek almak suretiyle 21 Şubat 1921 günü Artvin’i Rus işgalinden kurtarma şerefine ermişlerdir.
Bu yenilgiyi hazmedemeyen Ruslar, Kadir Ağa’nın gerçek bir Türk olduğunu ve haliyle oyuna getirildiklerini geç de olsa anlayınca, ondan intikam alma hırsına kapılıyorlar. Bunun için de yeğeni Ahmet Ağa’yı alçakça bir pusuya düşürüyorlar. Fakat Ahmet Ağa tek başına karşısına çıkan bir yığın düşman askeriyle kahramanca mücadele vererek onlara galebe çalıyorsa da yaralanıp da tâkati kesilince atına atlayıp yarı baygın vaziyette amcası Kadir Ağa’nın yanına geliyor. Kadir Ağa da hemen yeğenini Ardahan Hastanesine gönderiyor. Ardahan’a götürülen Ahmet Ağa buradan da Kars Hastanesine sevk ediliyor. Bunu fırsat bilen Ruslar Ahmet Ağa’yı Batum’a kaçırıp hapsetmiş, daha sonra da idam etmişlerdir.
Kadir Ağa, Süreyya Bey’e “Sen ordunun başında Ardahan’a git. Ben de yeğenimi ziyaret etmek için yola çıkayım.” diyerek yola koyuluyor. Kadir Ağa’nın Ardahan’a gittikten sonra bir daha geriye dönmemesiyle ilgili, “Rus askerleriyle karşılaşmış ve çatışmada şehit düşmüş!..” veya “Yeğeni Ahmet Ağa’nın Ardahan Hastanesinden Kars Hastanesine gittiğini duyunca bir an evvel ona ulaşmak için Aras nehrinin üzerinden geçerken atılan bir bombayla şehit edilmiş!..” şeklinde çeşitli söylentiler bulunmakla birlikte ninem Fatma ÇAĞAL, kardeşi Kadir Ağa’nın öldüğüne inanmamış ve bir gün bir yerden gelir ümidini her zaman içinde saklamış, devamlı Ardahan istikametindeki vadiye bakmıştır. Her ne kadar ve her ne hikmetse bazı kitaplarda söylenti ürünü olarak onun ölüm tarihi 1914 olarak yazılmış olsa da, bu tamamen gerçekleri yansıtmayıp gerçek tarihimizi saptırmış olduğundan benim kanaatim de ninem gibi 21 Şubat 1921 tarihi, Artvin’in kurtuluşuyla birlikte onun buradan ayrılış tarihidir.
Kadir Ağa’nın öldüğü haberinin bir kaynağı da Batum’dan Artvin’e gelen Bibinoğlu Haydar Efendi’dir. Ayrıca Ahmet Ağa’nın da Batum’da asılarak idam edildiğini de söylemiş olan Haydar Efendi, tıpkı kadim dostu Kadir Ağa gibi gerçek bir Türkiye sevdalısı olup, memleketinin selameti için kendisine verilen her türlü zor görevi seve seve yapan ve Teşkilât-ı Mahsûsa’ca verilen görev icabı güven hissi uyandırmak suretiyle Ruslara feleğini şaşırtan ender şahsiyetlerden biri olup daha sonra İstanbul’a yerleşmiştir.

Bu haber 1171 kez okundu.

Yazan :
Kaynak :